20 Aralık 2008 Cumartesi

Uğurlar olsun şehidim

Analar ağlıyor yürekleri yaralı
Vatan uğruna şehit düşmüş evlatları
Yiğitler omuzlarda bayrak esvapları
Gururla, şerefle son yolculukları


Bastığım toprakta,aldığım nefeste emeğin var
Her yiğide nasip olmaz bu şerefli ayrılışlar
Selam duruyor sana, ardında milyonlar
Uğurlar olsun şehidim, vatan seninle bahtiyar

önce şehit, sonra baba olmak

Haber bültenlerinde son dakika
İstinye’de çatışma konsoloslukta
Boylu boyunca uzanmış üç yiğit
Kanlar içinde yığılmış, yatmakta

Sarsılmaz yürekler, bitmeyen bir hırsla
Göz kırpmadan, inançla atılmış
Ay yıldız uğruna, inatla çarpışmış
Acımız büyük, ateşler düştü yüreklere

Görevde onbeşinci günde musallada
Kahrolsun hainler, şehidim omuzlarda
Kısmet önce şehit, sonra baba olmaksa
Vatan sağ olsun...

Bayrağım

Dalgalanmak ister bayrağım,
Her zaman yüksekte ve hür
Yükselir vatanında ebediyen,
Yılmaz milletiyle özgür.


Ne bir duvara yaslı durmak ister,
Ne bir çerçeveye hapsolmak.
Sevdalıdır haşmetine rüzgârlar,
Göklerde ay yıldızım süzülür

Sana sözüm geçmiyor…

Olmuyor bir tanem zaman geçmek bilmiyor
Dinmiyor gözyaşlarım inan ki biran dinmiyor
Rüzgârım esmez oldu, yüreğim sıcak bir kor
Sensiz yüzüm gülmüyor

Bilmiyor hiç kimse, kadir kıymet bilmiyor.
Yetmiyor unutmama, şehr-i İstanbul yetmiyor
Dizlerim tutmaz oldu, yokluğuna mahkûmum
Suskun dilim, dönmüyor


Bekliyor aynı rıhtımda martılar ikimizi
Sızlıyor kırılan kalbim, yalnız, kederli
Razıyım tek sözüne, bitir çektiğim çileyi
Sana sözüm geçmiyor…

öğretmenim

Elinde sönmeyen bir meşale,
Yıllarca taşırsın büyük bir şevkle.
İlim irfan doldurursun gönüllere,
Dimdik durursun karanlığa haşmetle.

Kutsi değerleri taşır yüreğin,
Engin denizlerden öte bildiğin.
Paylaşmaktır en büyük erdemin,
Onurludur her bir neferin.

Nesilleri eğitir, topluma yön verirsin,
Gönüllerde değişmez hiç senin yerin.
Köy, kent fark etmez eserin için,
Karanlığa inat, eğitmektir tek emelin.

Alnın açık, ışıldar aydınlığınla,
Hayata ilk adımım seninle yarınlara.
Karşılıksız sever sahiplenirsin,
Dünyalarla ödenmez emeğin asla.

efes

Zamanın durduğu mekânlarda bir garip hüzün sarar usulca
Dalar gider gözlerim göçüp giden kavimler diyarına
Bedenimde bir ürperti hissederken tozlu yollarında Efes’in
Antik çağın en ateşli savaş meydanlarında dolaşırım

Yıkıntıları arasında medeniyetlerin umutları ararım
Yüzyıllar sonrasına bırakılmış gördüğüm kitabeler
Gönderilmemiş mektuplardır alıcısına ulaşamayan
Efsane aşkları, eşsiz zaferleri, ağıtları anlatan

Karanlıklara hapsolmuş, mahkûmları zamanın
Derinlere gömülmüş, susturulmuş tanıkları
İnatla direnerek meydan okur haksızlığa
Anlatacak yollar arar ölümsüz aydınlığa

24 Kasım 2008 Pazartesi

amansız

Sarsılmaz sandığım duvarlar yıkık
Ansızın gelenim, amansız giden artık
Senden önce hazandı, şimdi tufan
Dermansız yaradır böylesi ayrılık.

Volkanlar kopuyor içimde, yazık
Ansızın gelenim, amansız giden artık
Bir başınayım çaresiz, kanadım kırık
Hatıran var etrafta, sessiz tanık

Ansızın gelenim, amansız giden artık
Fayda vermez ki son pişmanlık
Sığmıyor bu bedene bu yürek
Acıyor, kanıyor; her yanım karanlık

Sen uzaklarda olacaksın hep
İyiliklerin hatırlanmana sebep
Sonun başlangıcı bu olsa gerek
Ansızın gelenim, amansız giden artık